Bu yıl 21 Mart Dünya Şiir Gününde, Caddebostan Kültür Merkezi (CKM) iki anlamlı etkinliğe sahne oldu. Birbiriyle eş zamanlı aynı mekânda yapılan etkinlikte hem Yasakmeyve’nin 15. Kuruluş yıldönümü kutlandı hem de Kültürlerarası Şiir ve Çeviri Akademisi’nin 5. Yılı. Bu vesileyle, kurulduğundan beri Akademinin uzun zamandır vermek istediği ödüllerin birincisi de aynı etkinlikte sahiplerine dağıtıldı. Etkinliğe pek çok değerli yazar, sanatçı, şair, şiirsever ve okuyucu katıldı: Salon nerdeyse hınca hınç doluydu. Tüm hazırlıklar mükemmel bir şekilde yapılmıştı. Sahnede bütün hazırlıklar bitmiş, Akademi ve Yasakmeyve logoları afiş olarak yerlerinde, verilecek ödüller de bir köşede bir masanın üstünde, dağıtılacak sahiplerini beklemekteydiler. Salonun ilk sırasında, Akademi ödüllerini verecek jüri üyeleri, Yasakmeyve çalışanları, editörleri, Enver Ercan, Doğan Hızlan, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu ve Sebastiano Grasso adına Uluslararası ödülü almaya İtalya’dan gelen yazar P.E.N İtalya Genel Sekreteri  Rayna Castoldi de vardı.

Bu yıl ödüllerin ilki, beş dalda verildi. Genç şairleri teşvik amacı ile verilen şiir ödülü 30 yaşı geçmemiş şairlerin basılmamış şiir dosyalarını kapsıyordu. Bu dalda ödülü Şeyda Üzer’in “Çöl Ahalisi ile Ben ile Ben” ve Muhammed Abdullah’ın “Size Bir Ali Getirebilirim” dosyaları kazandı. Jüri üyelerinin ilk toplantıda bir karar alamadıkları ve kararı erteledikleri yarışmanın bu bölümünde Bekir Dadır, Nur İpek Önder ve Şerif Fatih de diğer finalistler oldular. Övgüye değer bu beş dosya ve dikkat çekici bazı diğer dosyalar da düşünüldüğünde, yarışmanın düzeyi ve katılımcıların şiir olgunluğu gelecek için çok umut vericidir. Ödül kazanan iki genç şair de kürsüden bizlere çok anlamlı mesajlar verdiler: Şeyda Üzer “Uzun beklenilmiş zamanlar için uzun cümleler kurmak, hak verirsiniz ki çok zor. Ama birbirinize iyi bakın. Güneşin toprağa ve toprağın kurda kuşa, çimenin çiçeğe iyi baktığı gibi. Çünkü şiir bana öyle baktı ve bu ödül için çok teşekkür ederim.” Diyerek kalplerimize dokundu. Muhammed Abdullah’ta “Malumunuz asırlardır zor günlerden geçiyoruz. Fakat kulaktan kulağa fısır fısır bir şeyler dolaşıyor. Korkuyla umut arasında. Korku yoğun. Bütün aidiyetleri bir an evvel tez elden koparmak ümidiyle. Yeniden ödül için, mükafat için çok teşekkürler” diyerek yaşadığımız günlere dair anlamlı mesajlar verdi.

Şiir çevirisi dalında bu sene yalnızca İngilizceden dilimize kazandırılan basılmamış çeviri dosyalarını kapsayan yarışmada birincilik ödülü Baki Yiğit’in Seamus Heaney’den dilimize kazandırdığı “Seçme Şiirler” dosyasının oldu. Baki Yiğit uzun yıllardır çeviri sanatına emek vermiş ve İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye pek çok şairin şiirlerini edebiyat okuyucusuyla buluşturmuş bir emektar. Ödül töreni sırasındaki konuşmasında da şiir çevirisi yapmaya başlama serüvenin nasıl başladığını güzel bir örnekle dinleyicilere açıkladı. Yunanistan’daki bir deprem sonrası bir Yunanlı ile başlayan mektup arkadaşlığı onu Bülent Ecevit’in hazırladığı Türk-Yunan şiiri kitabını İngilizceye çevirmeye kadar götürmüştü nitekim.

Şiir incelemesi dalında verilen ilk ödüle, kapsamlı araştırma dosyası ile Türk şiirinin bir dönemine Kadın teması açısından ışık tutan “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Şiirinde Tema Olarak Kadın” adlı çalışmasıyla Erol Gökşen layık görüldü. Gökşen titiz bir araştırmacı yazar olacağının sinyallerini bu çalışmasında bize gösteriyor, kendisinin de dile getirdiği üzere altı yıl önce başladığı bu çalışma için yüzlerce kitap ve binlerce sayfa Osmanlıca metin okumuş, bu ödül de bütün bu emeklerin bir taçlandırması oldu. Bu yıl ilk kez verilen ödüllerin 5. Yıla denk gelmesi bir tesadüf değil. Akademi başkanı Enver Ercan, kürsüdeki konuşması sırasında bu konuya açıklık getirdi ve Akademinin belli bir olgunluğa erişmesini beklediklerini ve yıllardır genç şairleri gerek Yasakmeyve-Komşu yayınlarından bastıkları şiir, antoloji ve şiir inceleme kitapları vasıtasıyla hem de bu ödüller vasıtasıyla Akademi olarak desteklediklerinden dem vurdu. Yasakmeyve ve Delisarmaşık serilerinden Komşu yayınları bu 15 yılda 350’nin üzerinde kitap basmış, dile kolay, bu yıl başına ortalama 20’nin üzerinde kitap demek. Bunun yanında eksiksiz her yıl, iki ayda bir çıkan Yasakmeyve şiir dergisini de unutmamak gerekir ki, Türk Edebiyatı’nın bugün sayılı şiir dergileri arasında saygın yerini haklı olarak almıştır. Bunun yanında SıcakNal, Eşikcini vb. gibi çıkardığı dönemsel dergilerle de Türk Edebiyatı’na yön veren vermiştir. Bunların hepsinin bu törenle ve etkinlikle taçlandırıp kutlanması manidardır.

Akademi Ödüllerine geri dönelim. Onur Ödülleri bu yıl Büyük Usta Onur Ödülü adı altında Türkiye’den gazeteci, yazar ve eleştirmen Doğan Hızlan’a verildi. Doğan Hızlan edebiyatımızın Cumhurbaşkanı olarak adlandırılıyor. Bu yıl 80. Doğum yıldönümü dile kolay. Yapıtlarıyla, yazılarıyla, çıkardığı dergiler ve editörlüğüyle Türk Edebiyatı’nın canlı yaşayan bir belleği. Bu ödül de kendisine bu gerekçelerle taktim edildi. Doğan Hızlan kürsüde ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, Akademi’nin ve Yasakmeyve’nin Edebiyata katkılarından övgüyle bahsetti ve genellikle kendisinin pek çok yarışmanın jüri komitesinde görev yaptığı için, kendisine ödül verildiği zaman bir hoşnutluk yaşadığını esprili bir şekilde dile getirdi. Kendisine bu değerli ödülü Kadıköy Belediye başkanı Aykurt Nuhoğlu taktim ettiler. Bu da ayrıca ayrı bir onur vesilesi oldu. Belediye başkanımız konuşmasında Belediye’nin sanata ve edebiyata verdiği desteklerden ve kendisinin edebiyat ve şiir sevgisinden dem vurarak bunu gençliğinde ezberlediği güzel bir Orhan Veli şiirini okuyarak bizlerle paylaştı. Bu yılkı Uluslararası Dostluk ve Barış ödülü ise İtalyan P.E.N başkanı gazeteci, sanat eleştirmeni,şair ve çevirmen, Sebastiano Grasso’ya verildi. Sebastiano Grasso bu ödüle İtalya’da P.E.N dergisinde Türk edebiyatının tanıtımı için yaptığı yayınlar ve bu yolla Türkiye’deki düşünce özgürlüğüne verdiği destekten dolayı layık görüldü. Grasso, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Zeynep Oral, Tarık Günersel gibi yazarlarımızı tanıtarak, özellikle Türk P.E.N ile iyi ilişkiler geliştirmiştir. Yasakmeyve’de geçmiş yıllarda yayınlanan Günümüz İtalyan Şiiri dosyasında da şiirleri yayınlanmıştı. Şairin Türkçedeki ilk şiir kitabı “Gözbebeklerindeki Pusuda Sen” ise Yasakmeyve şiir serisinden önümüzdeki aylarda basılacak. Sebastiano Grasso, törene, ayağındaki lif zedelenmesi ve şişme yüzünden doktoru izin vermediği için gelemedi fakat büyük bir nezaket göstererek ödülü kendisi adına almak üzere İtalya P.E.N Genel Sekreteri Yazar Dr. Rayna Castoldi’yi İstanbul’a gönderdi. Akademi Rayna Castoldi’yi dört gün boyunca İstanbul’da en iyi şekilde ağırladı. Ayrıca kendisi Türkiye P.E.N merkezini de ziyaret etti. Rayna Castoldi, ödül töreni sırasındaki konuşmasında, Grasso’nun okunmak üzere kendisine ilettiği mesajı bizlerle paylaştı ve teşekkür etti. Bu mesaj Türkçe olarak izleyiciye okundu. Mesajdan önemli kısımları size burada iletiyorum:

“İtalyan bir şair için, İstanbul tarihin ve düşsel hayallerin birleştiği tek bir yerdir. Gençken okuduğum Fransız şair  Alfonso de Lamartine’nin 1835’te basılan Viaggio in Oriente (Doğuya Yolculuk) kitabındaki bir açıklamada şöyle diyordu: ”Bir insana dünya üzerinde tek bir yere bakma  imkanı verilmiş olsaydı  bakması gereken  yer İstanbul olurdu”. Şahsen, İstanbul’dan sonra da Venedik’i eklemek isterim.

İstanbul’da dört kez bulundum. İlk seyahatim 1973’lere kadar uzanır. Bir kongreyi izlemek için Corriere della Sera tarafından gönderilmiştim… İstanbul’a tekrar dönüşüm 1986 senesinde  genç ressam Deniz Gün’ün (Istanbul opera balesinin kurucusu,  yönetmen Aydın Gün’ün oğlu) sergisi hakkındaki yazım içindi. Bu genç ressamı bana Leyla Gencer tavsiye etmişti. Milano’da yaşayan ünlü Türk soprano, 18 sezon Milano’da La Scala operasında ve bütün dünya da sahne almıştır. 1928 İstanbul’da doğmuş, 2008 yılında Milano’da vefat etmiştir. Büyük bir karizmaya sahipti 1800’lere ait gibi ama tesadüfen 1900’lerde yaşamış ve sahnelerde bir Anna Bolena, Norma, Medea, Madame Butterfly ve pek çok diğer başrolde sahne almıştır. Ama ona en çok yakışan rol İngiltere Kraliçesi olan Elisabettir. Rossini karakterinde rol yapması gerekmiyordu, sadece kendi olması yetiyordu çünkü Leyla gerçek anlamda bir Kraliçeydi.

1990 yılında Milano’daki evinde İstanbullu Türk meslektaşım olan yazar, tiyatro elestirmeni ve gazeteci Zeynep Oral’la tanıştım. Paris’te Sorbon üniversitesinden mezun olmuştu. Leyla Gencer hakkında olağanüstü bir biyografi yazdı. Kitap İstanbul, Londra ve Milano’da yayınlandı. Bu biyografinin altını çizdiği en önemli şey; ”herhangi gerçek bir sanatçının var oluşunun her anında bir efsane gibi hayatını yaşadığıdır”. Bu bir biografi midir? Doğrusu bir mozaiktir. Hani görkemli, parlak İstanbul’da yüzlerce örneği olan mozaikler gibi.

Zeynep Oral’la meslektaş olarak bazı konularda birleşiyoruz. Gazetelerde yazdığımız edebiyat ve eleştiri konuları olsun veya kendi ülkemizde yaptığımız PEN’in başkanlığı olsun,- Zeynep iki senedir Türkiye’de, ben ise  2007’den beri İtalya’da... Son olarak bizi birleştiren ortak noktamız İstanbul gibi bir şehre olan tutkumuzdur.

Nazım Hikmet’in İstanbul amore (Seviyorum Seni) şiirinden aklıma bazı dizeler geliyor, İtalyancaya da çevrilmiştir:

“Seviyorum seni / Ekmeği tuza banıp yer gibi / Geceleyin ateşler içinde uyanarak / Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi”

Akademiye bana bu ödülü layık gördüğü için çok teşekkür ediyorum.

(Çeviri: Pınar Dönmez)

Ödül töreninin ardından nefis şarkılarla adeta kendimizden geçtiğimiz, harika bir konser dinledik, şairlerimizin şiirlerinden yapılmış besteler ruhumuzu besledi. Bu güzel konser için yazar Tuna Kiremitçi’ye sonsuz teşekkürler. Bu çok yönlü yazar ve şair bizi hep etkiliyor. Müzik ve sinemaya olan tutukusu da cabası. Bütün bu güzel olayların ardından, etkinliğin son bölümü olan, kokteyl ‘e geçildi. Yasakmeyve ‘nin 15. Yıl pastası kesildi. Enver Ercan tek tek veya toplu olarak yarışmayı kazananlarla, edebiyat dünyasının önde gelen yazar ve şairleriyle, okuyucularıyla ve onu sevenlerle  fotoğraflar çektirdi. Koktleyl de pek çok Yasakmeyve şairi, okuyucusu, edebiyat dünyasından diğer değerli yazar ve şairlerimiz, gazeteciler ve diğerleri bir araya gelerek fikir alışverisi yapma imkanı buldular. Bu güzel ve anlamlı organizasyonun başarısı gelecek yıllarda daha da büyüyerek ve güçlenerek devam edeceğine alamet. Akademi ve Yasakmeye’nin bu yılkı kutlalamarı yurtiçi ve yurtdışı basında da haber oldu. Hürriyet, Cumhuriyet, Kadıköy Gazetesi, Eskişehir Yeni Dünya vb. Daha pek çok yerde haberlere konu olan etkinlik hakkında İtalya’nın en önde gelen gazetelerinden Corriere Della Sera’da ödül töreninin yapılacağı günden bir gün önce “İstanbul’da bugün” başlığı altında “Sebastiano Grasso’ya Şiir Ödülü veriliyor” diye haber yapmış ve gerek Akademi, gerek Yasakmeyve gerekse de ödül kazananlardan bahsetmiştir.

Yasakmeyve’nin daha nice 15 yıllar devirerek, Türk Edebiyatı’nda köklü izler bırakan ve nerdeyse bir asırı deviren “Varlık” dergisi gibi, aynı yolda emin adımlarla gelişerek ilerleyeceğinden eminiz. Aynı şekilde Kültürlerarası Şiir ve Çeviri Akademi’si de kendi yolunda Türk Edebiyatına, genç kuşaklara destek, ustalara ve tüm şairlerimize gerektiği değeri vermek adına çalışmalarına hızla devam edecektir. Bu değerli organizasyonu yaparak önemli emeklerini bizden esirgemeyen, maddi manevi tüm imkanlarını kullanan Yasakmeyve ailesine ve Akademiye gerçekten yürekten bir teşekkür etmek gerekir.

20.04.2014.

Erkut TOKMAN

(Yasakmeyve dergisi sayı: 86)